DOLAR 7,7385
EURO 9,0922
ALTIN 475,237
BIST 1143,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Az Bulutlu

Uygarlıkların Kimya Bilimine Katkıları

Uygarlıkların Kimya Bilimine Katkıları
08.04.2020
156
A+
A-

Bilim tarihi, herhangi bir dönemi kapsamayıp bilim tarihinin kökleri ilkel toplumlara ve uygarlıklara kadar uzanır. Kimyanın simyadan yola çıkarak bir bilim olma sürecinde Mezopotamya, Çin, Hint, Mısır, Yunan, Orta Asya ve İslam uygarlıklarının önemli katkıları olmuştur.

Mezopotamyalılar diğer bütün medeniyetlerde olduğu gibi insan sağlığına önem vermiş, bitkilerin özellikle kök, sap, meyve ve yapraklarını ilaç olarak kullanmışlardır. Günümüzde bulunan bir kil tablet en eski ilaç kitabının Mezopotamyalılara ait olduğunu göstermektedir. Bu tablette on iki farklı ilacın nasıl hazırlandığı anlatılmaktadır. İlaçların hazırlanmasında simyadan kimyaya aktarılan öğütme, kaynatma, çalkalama, yıkama, özütleme, çözme gibi fiziksel yöntemler kullanılmıştır. Mezopotamya’da küçük ve orta çaplı cerrahi operasyonların yapıldığı da bilinmektedir.

Mezopotamya’da ayrıca bitkisel ve hayvansal boyalarla derilerin boyanmasına, cam ve camdan yapılan eşyaların, mineral ve metallerin (altın, gümüş, kurşun, bakır, kalay, tunç, antimon gibi) süs eşyası olarak kullanıldığına dair bilgilere rastlanmaktadır.

Çinli simyacılar bazı tepkimelerin belli bir sıcaklıkta gerçekleştiğini kavramış ve bu sayede su banyoları ve diğer ısı dengeleyici aletleri tasarlamışlardır. Terazi kullanmış, bambudan yapılmış borularla cihazların parçalarını birbirine bağlamışlardır. Damıtma tekniğiyle alkolü elde etmişlerdir.

Bazı minerallerin ve arsenik sülfürlerin ilaç olarak kullanılmasını sağlamışlardır. Çinliler, maddeler ve maddelerin nasıl tepkimeye girdiğini gösteren cetveller hazırlamışlardır.

Hint uygarlığında kimya bilgisinin ortaya çıkışı tamamıyla pratiğe dayalıdır. Çanak çömlek yapımı, bunların pişirilmesi, boyar maddelerin hazırlanması Hint uygarlığında kimya biliminin temellerini atmıştır. Hintli simyacılar ilaç hazırlanmasına da önem vermişlerdir. Ayrıca geliştirdikleri simya laboratuvarlarında fırın, imbik, imbik şişeleri gibi araçları da kullanmışlardır.

Hint uygarlığının en önemli çalışması ise deneme yanılma sonucunda elde edilen bilgilerin kullanılarak demirin eritilmesi ve bunlarla büyük dökme sütunlar yapılmasıdır. Bu sütunların en büyük özelliği paslanmamasıdır. Bunun nedeninin sütun yüzeyinin manyetik demir oksit filmiyle kaplanmasına bağlı olduğu düşünülmektedir.

Hint biliminde kimya ile ilgili en büyük gelişme atom teorisidir. Yunan kaynaklarında olduğu gibi burada da doğadaki varlıklar dört unsurdan (ateş, hava, toprak, su) meydana gelir. Bu dört unsur atomlardan oluşmuştur. Atomlar bölünemez, parçalanamaz. Farklı atomlar kendi aralarında birleşemez ama benzer atomlar üçüncü bir atomun varlığıyla birleşebilir.

Mısır uygarlığının kimya ile ilgili yaptıkları önemli çalışmalar arasında mumyalama işlemleri ve Mısır Piramitleri yer alır. Mısırlılar dünyanın yedi harikasından biri olan piramitlerin yapımında kil ve kireç taşını, mumyalamada ise cesetlerin bozulmasını önlemek için çeşitli kimyasal yöntemleri kullanmışlardır. Diş için altın dolgular yaparken, gıdaları muhafaza ederken, boya kullanırken, balıkları salamura yaparken yine kimyasal yöntemleri kullanmışlardır. Ayrıca metallerin erime derecesi, fırınlarda yeterli ısı elde edilmesi, alaşımlar, kalıp yapımı ve döküm hakkında da bilgi sahibi oldukları düşünülmektedir.

Yunanlılar; bitkilerden boyar madde elde etmeyi, dokumaları boyamayı, deri işlemeyi, arpadan bira hazırlamayı, sabun üretimini, cam kaplar yapmayı biliyorlardı. Diğer uygarlıkların bilgileriyle kendi bilgilerini birleştirerek uygulamalı kimyayı geliştirmişlerdir.

Orta Asya bilim tarihi MÖ 8000’lere kadar dayanmaktadır. Yapılan kazılarda, taş devrinden kalma çanak ve çömleklere, çakmak taşından ve taştan yapılmış topuz veya kargı biçimindeki silahlara, pulluk ve küreklere rastlanmıştır. Çeşitli bitkisel ve inorganik kökenli boyaları, temizlikte çeşitli otları ve kil gibi köpüren maddeleri de kullandıkları görülür. Demir, bakır, kurşun, gümüşten çeşitli eşyalar yapmışlardır. Alaşım olarak bronzu (tunç) ilk defa kullanan Orta Asya Türkleridir. Bakır oksit ve bileşiklerini çeşitli işlemlerde kullanmışlardır. Demire farklı metaller katarak sert ve yumuşak çelik elde etmişlerdir. Elde ettikleri çelik ve metali kılıç, mızrak gibi silah yapımında kullanmışlardır. Boraks elde ettikleri, maden kömürü kullandıklarına dair bilgiler çeşitli kaynaklarda bulunmaktadır.

Ayrıca arkeolojik kazılarda elde edilen bulgular, bazı basit tekniklerle ilaç yapımı, kimya, veterinerlik ve tıp ile ilgili bilgilere sahip olduklarını da göstermektedir.

İslam uygarlığında maddelerin yeniden incelenmesi, yeni maddelerin sentezlenmesi ve sınıflandırılması ile ilgilenilmiştir. Arsenik, antimon, nişadır, kezzap, zaç yağı, güherçile, sirke asidi gibi kimyasal maddelerin sentezi, barut, emaye, çelik üretim ve üretim yöntemlerinin belirlenmesi, deri ve kumaş boyalarının hazırlanması, bitkilerden yağ özütlenmesi gibi gelişmeler İslam uygarlığının kimya bilimine katkıları arasındadır.

Uygarlıkların Kimyaya Katkıları

Çinlilerin Kimyaya KatkılarıHintlilerin Kimyaya Katkılarıİslam Uygarlığının Kimyaya KatkılarıMezopotamyalıların Kimyaya KatkılarıMısırlıların Kimyaya KatkılarıUygarlıkların Kimyaya KatkılarıYunanlıların Kimyaya Katkıları

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.